Muğla'da 2020 yılında vahşice öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin'in katili Cemal Metin Avcı'nın dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Yerel mahkeme, daha önce İzmir Bölge Adliye Mahkemesi tarafından uygulanan haksız tahrik indirimiyle verilen ceza kararını bozdu.
Gültekin ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, kararı sert bir dille eleştirerek, "Bize göre bir oy ile 3/2 oy çokluğuyla verilen bu karar hukuken ve fiilen kabul edilemez mahiyettedir" dedi.
Epözdemir, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mağdur aile vekili olarak görev yaptığımız müvekkillerin kızı Pınar Gültekin'in hunharca ve vahşice katledilmesine ilişkin dosya kapsamında, İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 4. Ceza Dairesi sanık Cemal Metin Avcı hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 82. maddesine göre tasarlayarak ve canavarca hisle kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, sanık Mertcan Avcı bakımından ise Türk Ceza kanun’nun 281. maddesi uyarınca suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme suçundan 4 yıl hapis cezası vermişti.
OY ÇOKLUĞUYLA BOZULDU
Bu karar taraflarca temyiz edilmiş ve dosya Yargıtay’a gönderilmişti. Bugün henüz tarafımıza tebliğ edilmeyen, bilgimizin olmadığı ve her nasılsa basınla paylaşılan Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararını biz de basından öğrendik. Buna göre Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Başkan vekili ile birlikte iki üyenin karşı oyuna rağmen, üçe iki şekilde oy çokluğuyla kararı bozmuştur. Sanık Cemal Metin Avcı'nın müvekkillerin kızı Pınar Gültekin’i canavarca hisle ve tasarlayarak öldürmediği, kendisine aynı zamanda haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiği gerekçesiyle karar sanık lehine bozulmuştur. Bize göre Yargıtay'ın oy çokluğuyla aldığı bu karar açıkça hukuk garabeti mahiyetindedir.
HUKUKİ DAYANAKTAN YOKSUN VE MESNETSİZDİR
Aşamalarda üç defa değişen, kendi içinde çelişen, dosyadaki delillerle desteklenmeyen, ezberlenmiş ve kurgulanmış haksız tahrik savunmasına kutsiyet atfedip, haksız tahrik uygulamak suretiyle cezanın indirilmesi gerektiği şeklindeki tespit açıkça hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsizdir. Yine dosyada bulunan adli tıp kurumu raporuna göre henüz canlıyken diri diri yakılan, üzerine beton dökülerek nehre atılan Pınar Gültekin'in canavarca hisle öldürülmediği şeklindeki tespit ise inanılmazdır.
CİNAYETİN CANAVARCA İŞLENMEDİĞİNİ SÖYLEMEK MANİDARDIR
Türk Ceza Kanunu’nun 82. maddesinin gerekçesinde dahi canavarca hisle öldürme haline örnek olarak kişinin canlı yakılması gösterilmişken, adli tıp raporuna göre diri diri yakıldığı tespit edilen maktule Pınar Gültekin'in ölümünün canavarca hisle gerçekleştirilmediğini söylemek son derece manidar ve düşündürücüdür. Bir kimseyi diri diri yakmak canavarca hisle öldürme değilse, hangi durumda bu nitelikli hal uygulanabilecektir? Bunu anlayabilmek mümkün değildir.
KARAR BOZULURSA CEZASINDA İNDİRİME GİDİLECEKTİR
Geldiğimiz noktada İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Yargıtay'ın bozma ilamı doğrultusunda karar verir ve karar bu haliyle kesinleşirse; sanık Cemal Metin Avcı 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilecektir. Kendisine netice ceza olarak 12 yıl hapis cezası verilmesi halinde, şartla salıverme ve denetimli serbestlik kurumları tatbik edildikten sonra 7 yıl cezaevinde kalacaktır, kendisine üst sınırdan 18 yıl hapis cezası verildiği takdirde ise, şartla salıverme ve denetimli serbestlik kurumları uygulandıktan sonra 11 yıl cezaevinde kalacaktır.
SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ
Ceza infaz hukukunun temel ve evrensel prensibi ve amacı ıslah iken, bize göre hunharca ve vahşice cinayet işleyen bu sanığın henüz ıslah olmadan topluma karışması kamu vicdanında ve müvekkil ailenin vicdanında derin yaralar açacaktır. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin oy çokluğu ile vermiş olduğu bu karar, kadına şiddet ve kadın cinayetleri ile yeknesak ve esaslı bir mücadele iradesini akamete uğratabilecek olan bir karardır. Bu karar kızlarını vahşi bir cinayette kaybetmiş olan müvekkil aile üyelerini hayal kırıklığına uğratmış ve ziyadesiyle üzmüştür. Türkiye'nin en temel sorunlarından biri olan kadına şiddet ve kadın cinayetlerine karşı yazılı görsel basın, sivil toplum örgütleri, kadın kuruluşları, meslek örgütleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yargılama makamları dahil hep birlikte yeknesak bir mücadele gerçekleştirmek gerekir. Şüphesiz ki bu karar, tarih önünde müvekkil ailenin vicdanında ve kamu vicdanında mahkum olacaktır. Yargıtay'ın bu bozma kararına karşı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin direnme kararı vermesi ve failin hak ettiği emsal mahiyette cezalandırılabilmesi için hukuki mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir. Bu kararla ilgili aslında çok şey söylemek istiyoruz ama özneden yola çıkıyoruz ve fakat yükleme doğru tıkanıyoruz. Yani sözün bittiği yerdeyiz."